Kapadokya’da Anlattıklarımızdan Daha Fazlası mı Var?

Çoğu insan Kapadokya’yı düşündüğünde, gün doğumunda gökyüzünde süzülen sıcak hava balonlarını, ufuk boyunca uzanan peri bacalarını ve unutulmaz anların peşindeki ziyaretçi kalabalıklarını hayal eder.
Ve haksız da sayılmazlar.
Peki, hikâyenin tamamı bu mu?
Seyahat broşürlerinde kendine yer bulamayan hikâyeler ne olacak? Bu topraklara sessizce iz bırakan insanlar?
Dünyanın en çok fotoğraflanan destinasyonlarından birinin ardında saklı hayaller, mücadeleler ve iyilik hikâyeleri?
Ziyaret ettiğimiz yerleri yalnızca gördüklerimiz tanımlamaz. Onları, hatırlamayı seçtiğimiz hikâyeler şekillendirir.
Bazen bir yerin en anlamlı hikâyesinin, en ünlü simgesiyle hiçbir ilgisi yoktur.
İşte bu hikâyelerden biri, Kapadokya’nın kalbindeki küçük bir kasaba olan Ürgüp’ten bir adama ait.
Adı Mustafa Güzelgöz’dü.

Türkiye genelinde “Eşekli Kütüphaneci” olarak tanınan Mustafa, hayatını basit ama olağanüstü bir fikre adamıştı: Kitaplara ulaşma imkânı olmayan insanlara kitap götürmek.
1921 yılında Ürgüp’te doğan Mustafa, 1944’te Tahsin Ağa Halk Kütüphanesi’nde çalışmaya başladı. Göreve başladıktan kısa süre sonra, raflarda unutulmuş ve tozlanmaya terk edilmiş kitapları fark etti. Kitapları temizledi, düzenledi ve yeniden okuyucularla buluşturdu.
Ancak kısa sürede çevre köylerde yaşayan pek çok insanın kütüphaneye gelemediğini fark etti.
O hâlde kütüphane onlara gitmeliydi.
Bir eşek edinen Mustafa, kitapları eşeğine yükleyerek Kapadokya’nın kırsalında köy köy dolaşmaya başladı. Haftadan haftaya, eğitime ve edebiyata erişimi kısıtlı topluluklara bilgi, hayal gücü ve yeni fırsatlar taşıdı.
Eşeğiyle köye gelen kütüphanecinin gelişi kısa sürede herkesin dört gözle beklediği bir olaya dönüştü. Çocuklar ve kadınlar yeni kitapları bekliyor, aileler hikâyelerin etrafında bir araya geliyordu. Okumak, insanları bir araya getiren ortak bir deneyime dönüşüyordu.

Bir insanın kararlılığıyla başlayan bu girişim, zamanla onlarca köye ulaşan ve nesiller boyu okurlara ilham veren bir harekete dönüştü.
Mustafa Güzelgöz’ün bu olağanüstü çabaları uluslararası alanda da dikkat çekti. 1963 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde insanlığa gönüllü hizmet alanındaki çalışmaları nedeniyle Lane Bryant Uluslararası Gönüllü Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Bu ödül, çalışmalarının Türkiye sınırlarını aşan etkisini de ortaya koyuyordu.

Mustafa Güzelgöz, onlarca yıl süren hizmetinin ardından 1972’de emekli oldu. Ardında, bugün bile insanlara ilham vermeye devam eden bir miras bıraktı.
Kelebek Group olarak biz de onun hikâyesinden ilham aldık.
Bu nedenle, Kapadokya’nın peri bacalarından birinin içinde küçük bir kütüphane kurmaya karar verdik. Kitapların, tıpkı Mustafa’nın inandığı gibi, insanları bir araya getirmeye devam edebileceği bir yer yaratmak istedik.
Bu, onun başardıklarının yanında küçük bir adım. Ancak biz de kendi imkânlarımızla onun hatırasını yaşatmaya katkıda bulunmayı umuyoruz.
Çünkü Kapadokya, bir manzaradan çok daha fazlasıdır.
İnsan hikâyelerinin bir bütünüdür.
Vizyonun, azmin, cömertliğin ve umudun hikâyeleri…
Ve belki de bu hikâyeler, peri bacalarının kendisi kadar olağanüstüdür.
Mustafa Güzelgöz’ün hikâyesi size de ilham verdiyse sizi Kelebek Hotel’deki küçük mağara kütüphanemizi ziyaret etmeye davet ediyoruz. Kapadokya’nın kadim kayalarının arasına gizlenmiş bu küçük mekân, dünyanın dört bir yanından kitaplara ev sahipliği yapıyor. Her biri yeni okurunu bekliyor. Belki siz de birkaç dakikalığına bu hikâyenin bir parçası olursunuz.




Yorumlar